Bademcik İltihabı Tedavisi

Mayıs 20, 2012

BADEMCİK İLTİHABI VE TEDAVİSİ
Tıp dilinde tonsil olarak isimlendirilen bademcikler her kişide doğuştan olarak dilin arka bölümünde boğaz kısmında var olan, bağışıklık sistemimizin ilk bölümü olarak sayılabilen organlarımızdır.

Kişinin vücuduna giren çeşitli virütik mikropları hapsederek, vücudun diğer virüslerle de baş edebilmesi için koruyucu kalkan görevi gören lenfosit hücrelerini üretirler. Lenfosit hücreleri ise direk kendileri virüsleri etkisiz hale getirebilecekleri gibi bazen de bu virüslerin yok edilmesini sağlayan çeşitli antikor ve diğer yararlı hücreleri meydana getirmektedirler.

Vücuda boğaz kısmından giren bazı mikroplar, bademciklerin bu yukarıda saydığımız özelliğine rağmen öldürülemez ve bademciklerde ürüyerek bu bölgenin enfeksiyon kapmasına sebep olurlar. Bu enfeksiyon ise bademciklerde genişlemeye, renk değiştirmeye ve üzerinde iltihap birikmesine neden olur.

Virüslerin neden olduğu bu iltihap birikmesine de bademcik iltihabı denilir. Bademciklerde iltihap birikmesinin yanı sıra eğer boğazın arka kısmında yer alan boğaz duvarında da farenks meydana gelmişse bu duruma da tonsillofarenjit ismi verilmektedir. Çocuklarda özelliklede beş ila on beş yaşları arasında en çok görülen hastalıkların başında da bir sağlık sorunu olan bademcik iltihabı gelmektedir.

Genellikle kış ve ilk bahar mevsimlerinde hava koşullarından dolayı sık görülen bu hastalık iki yaşından küçük bebeklerde ve elli yaşını doldurmuş yetişkinlerde çok nadir olarak görülür. Bademcik iltihabı burun ve boğaz sıvılarıyla birlikte tükürükle, yakın temasla, öpüşmeyle ve solunum yolundan çıkan damlacıklarla birlikte kişiden kişiye geçebilmektedir.

BADEMCİK İLTİHABI’NIN BELİRTİLERİ
Bademcik iltihabının belirtileri ve nasıl geçirildiği kişinin kapmış olduğu mikroba göre ve kendi bağışıklık sisteminin direnç seviyesine göre farklılıklar gösterebilir. Genellikle sıralayacağımız belirtiler tüm bireylerde olanlardır ve herhangi birini daha fazla veya daha az yaşıyor olmanız olanaklar dahilindedir. Bademcik iltihabının belirtilerini boğazda şişlik, kırmızı veya bazen üzerinde beyaz veya sarı şekilde benekler olan iltihaplanma, yoğun boğaz ağrısı (Bazı durumlarda kulak ağrısıyla birlikte), yutkunma esnasında boğazda kuruluk hissi, ağrı, iştahsızlık, yüksek ateş veya aşırı üşeme durumuyla birlikte titreme, halsizlik, yorgunluk hissi, baş ağrısı ve boğazdaki şişlikten dolayı meydana gelebilecek ses değişikleri olarak sıralandırılabilir. Çocuklarda ise yukarıda saydığımız belirtilerin yanı sıra mide bulantısı, istifra ve karın ağrısı da görülebilir.

BADEMCİK İLTİHABI HANGİ HASTALIKLARA YOL AÇAR?
Bademcik(tonsil) iltihabı normalde kendi kendini sınırlayan bir hastalık olsa da doğru veya hiç tedavi edilmediği zaman nadirde olsa kendisini çevre hücrelere ve kana katarak vücutta çeşitli komplikasyonlara sebep olabilmektedir. Romatizmal kalp iltihabı, böbreklerde oluşan iltihaplanma, derin boyun enfeksiyonu, bademcik içerisinde apse, mikrobun vücut içerisinde kana karışması, orta kulak enfeksiyonu, akciğer hastalıkları, beyin zarı hastalıkları ve çeşitli eklem enfeksiyonları bu komplikasyonlardan bazılarıdır.

BADEMCİK İLTİHABI TEDAVİSİ
Bademcik iltihabı çok görülen bir hastalık olarak kendi sebep olduğu hastalıktan çok vücudun farklı bölgelerinde oluşturduğu bazı dolaylı komplikasyonlar nedeniyle fazlasıyla önem arz etmektedir. Hastalığın tedavisindeki hedef iltihabın vücuttan tamamen temizlenmesi, belirtilerinin yok edilmesi ve ileride neden olabileceği rahatsızlıkların önlenmesidir.

Tedavide fazla sıvı tüketimi ve doğru bir şekilde ağız temizliği çok önemlidir. Ansitepsik özelliği bulunan ve eczanelerden kolaylıkla temin edilebilen gargaralar ağız bakımı için yeterlidir. Genellikle bademcik iltihabı bulunan kişiye yatak istirahati, ağrı kesiciler, ateş düşürücüler ve doktorun bakteriyel enfeksiyon tanısı koyduğu kişiler içinse antibiyotikler verilir. Bu enfeksiyonlar arasında en çok dikkat edilmesi gerekeni ise “A Grubu Beta Hemolitik Streptokaklar” dır. Bu enfeksiyonda antibiyotik kullanmayan kişilerde hastalık yedi sekiz gün içerisinde geçecektir. Fakat antibiyotik kullanan kişilerde baş ağrısı, ateş ve boğazda ağrı büyük oranda azalacaktır. Kişinin enfeksiyon sırasında antibiyotik kullanması ileride oluşabilecek romatizmal kalp iltihabı ve böbrek iltihabı gibi komplikasyonlarında önlenmesine yardımcı olacaktır.

Antibiyotik tedavisine kişiler kendileri başlamamalıdırlar. Doktor teşhisinden sonra doktorun kararına göre antibiyotik kullanılmalıdır. Halk arasında bütün hastalıklarda yaygın olarak kullanılan antibiyotik tedavisi doğru hastalıkta kullanılmadığı vakit kişide yoğun karın ağrısı, mide bulantısı, ishal gibi çeşitli rahatsızlıkları meydana getirebilmektedir. Bu rahatsızların yanı sıra viral enfeksiyonlarda gereksiz olarak kullanılan antibiyotikler, kişide oluşmuş hastalığa hiçbir yarar sağlamadığı gibi kişinin savunma sistemi olan bağışıklık sistemini de olumsuz olarak etkileyecektir.

Bademcik iltihabında ilaç kullanımı hastalığın kısa sürede düzelmesine oldukça yardımcı olsa da bazen iltihabın yok edilmesine rağmen bademciğin şişliğinin inmesine bir etkisi olmamaktadır. İlaç tedavisine yanıt vermeyen vakalarda mutlaka kişinin boğaz kültürünün örneği alınmalı ve çıkan sonuca göre uygun tedaviye başlanılmalıdır.

BADEMCİK İLTİHABI’NA KARŞI EVDE YAPILABİLECEKLER

Koltuk Altı Terlemesi Nasıl Tedavi Edilir?

Mayıs 20, 2012

KOLTUK ALTI TERLEMESİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Koltukaltı terlemeleri için deodorantlar ve antipespiranlar gibi bir takım ürünler bulunmaktadır. Ancak bu ürünler çok şiddetli terleme vakalarında maalesef yetersiz kalmakta ve sağlıksızdırlar. Bu kişilerin yaşam standartları çok kötü etkilenmekte olduğundan, bu tip kişilerin tedavisinde yeni bir takım yöntemler geliştirilmiştir. Bunlar arasında en iyi bilinenleri iyontoforez, botoks yöntemi ve cerrahi tedavilerdir.

Botoks, ter bezleri ile sinirler arasındaki iletişimi bozduğundan ter bezinden ter salgılanmasını azaltarak etki eder. Küçük iğneler yardımıyla her iki koltukaltına deri içerisine ilacın enjekte edilmesi şeklinde uygulanır. Etkisi ortalama iki ila on iki ay sürer.

Uygulayan kişilerin yalnızca %5 gibi bir bölümünde uygulamanın etkisiz olma şansı bulunmaktadır. Uygulamadan birkaç gün sonra etki başlar, ter ya tamamen kesilir ya da oldukça azalır. Botoksun çok ciddi bir yan etkisi yoktur. Uygulama sadece yapılan bölgeye etkili olduğundan, başka yerlerde refleks terlemeleri gibi yan etkileri oluşmamaktadır.

İyontoperez, ter bezlerine elektrik akımı gönderilerek terlemenin durdurulması şeklinde bir yöntemdir. Evde uygulanabilir. Bu tedaviye yönelik bir takım ev cihazları vardır. Ortalama haftada üç dört kere uygulama gerekir ve oldukça etkili bir yöntemdir. Ancak kullanımı biraz zor olduğu için sıklıkla uygulamak gerekir.

Cerrahi yöntemler çok şiddetli vakalarda uygulanacak bir yöntemdir. Genel anestezi altında uygulanır. Koltukaltına giden sinirler klemplenir ve her iki koltukaltına kameralı proplarla girilir ve kripsleme yapılır. Bu cerrahi yöntem her türlü terlemede uygulanacak basit bir yöntem olmadığından öncelikle diğer yöntemlere cevap vermeyen kişilerde kullanılır. Operasyon göğüs cerrahları tarafından uygulanır. Refleks terleme gibi bir yan etkiside olabilmektedir.

Nasır Ve Tedavisi

Mayıs 20, 2012

NASIR TEDAVİSİ
öNCELİKLE NASIR NEDİR?
Nasır vücudumuzun acil durum sinyali olarak o bölgede deriyi kalınlaştırmak suretiyle gerçekleştirdiği bir olaydır. Metabolizmamız herhangi bir bölgede eğer bir sürtünme, zorlama, baskı veya tahrişle karşılaştığı zaman o bölgedeki deriyi kalınlaştırarak nasır oluşturur. Bu oluşan nasırın asıl amacı orayı korumaktadır.

Genellikle vücudun tüm ağırlığını sırtlayan bölgelerde nasır daha yaygın olarak meydana gelebilir. Bu sebepten ötürü de genellikle nasırlar ayakta çıkmaktadır. Bunun dışında ellerde, dirseklerde veya boyunda oluşan nasırlarda mevcuttur. En çok yaygın olarak karşılaşılan nasır türü ise kişinin yürürken parmağının üst tarafının ayakkabıya sürtmesinden dolayı ortaya çıkan türdür.

Ayakta çıkan nasırların temel sebepleri, kişinin ayak numarasına göre uygun ayakkabı numarasını seçmemesi, bayanlarda sık olarak kullanılan çok yüksek topuklu ayakkabılar, taş zeminde çorapsız olarak yürümek, ayağın fazla kemikli olması ve yürüme yani basma hareketinin yanlış olarak uygulanmasıdır.

NASIR’IN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Nasır meydana gelmiş bölgede; deri normalden daha açık sarımsı bir renkte ve daha sert bir durumdadır. Şekil bakımından koniye benzetilebilir. Ayak parmaklarının ara bölgelerinde meydana gelen nasırlar ise genellikle yumuşak yapıdadır. Kişi aşırı yorulduğu zaman gün sonunda nasırlar dolayısıyla ağrı hissedebilir. Nasır vücutta tedavi edilmediği taktirde kronikleşebilir ve kronikleştiğinde, şiddetli olduğu zaman kişi hareketsiz olsa bile ayağında acıyla karşılaşabilir.

Birden fazla belirtisi olmakla beraber çeşitli zamanlarda nasır, siğil oluşumlarla karıştırılabilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, siğillerin boyu nasıra göre daha küçüktür ve genellikle basınçla beraber ağrı meydana getirirler. Derinin en üst bölgesi oyulduğunda veya eşildiğinde siyah noktalar şeklinde siğilin köklerini rahatlıkla görebilirsiniz. Nasır, çeşitli zamanlarda kişide ağrı meydana getirerek sosyal hayatını ve yaşayışını etkilese de genellikle vücut için tehlike arz etmeyen oluşumlardır.

Dikkat edilmesi gereken tıp dilinde hiperkeratoz olarak adlandırılan avuç içi bölgesinde bulunan derinin durup dururken kalınlaşması ve gittikçe yayılması durumudur. Bu durum oluşan kişiler mutlaka en yakın zamanda uzman bir doktora gitmelidirler. Nasır oluşumlarının vücuda olabilecek tek tehlikesi de operasyonla alınma sırasında yeterli steril aletlerin kullanılmaması sonucu meydana gelebilecek enfeksiyonlar ve iltihaplanma durumudur.

Diyabet rahatsızlığı gibi ciddi sağlık sorunları bulunan kişilerin cerrahi operasyon sırasında normal kişilere göre iki kat dikkatli olması gerekmektedir, zira diyabet olan kişilerde nasır alınması sırasında oluşabilecek bir enfeksiyon rahatlıkla kendisini kangrene çevirebilmektedir.

NASIR TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?
Nasır ve tedavisine ilk olarak sertleşmiş deri olduğundan üst tabakaların temizlenmesiyle başlanır. Sıcak suda bir süre bekletildikten sonra yumuşayan nasırlı deri ayak törpüsü ile ovulur. Bu tedavi şekli henüz yeni oluşmuş nasırlar için oldukça etkili bir yöntemdir ve yüzde yüz başarı sağlamaktadır.

Daha ilerlemiş vakalarda ise nasırlar bir makasla veya kesici özel bir bıçakla alınır. Fakat burada dikkat edilmesi gereken nokta, sadece nasırlı deriyi almak ve yumuşak deriye müdehale etmemektir.

Bununla beraber eczanelerden kolaylıkla alabileceğiniz nasır yakıları da bulunmaktadır. Bu yakılar, nasırı yumuşatarak düşmesini sağlamaktadır. Nasır yakıları nasırlaşmış bölgenin üzerine sürülerek bir gün boyunca bekletilir ve ardından yumuşamış olan deri ayak törpüsüyle beraber ovularak temizlenir. Bir gün içerisinde yumuşama meydana gelmemiş ise tekrardan yakı sürülebilir.

Kozmetik Ürünler Kirpiklere Zarar Veriyor

Mayıs 20, 2012

KOZMETİK ÜRÜNLER KİRPİKLERE ZARAR VERİYOR
Kirpikler ilgi odağı olmak isteyen bayanlar için önemli olan parçalarıdır. Çoğu bayan özellikle de kısa kirpiklere sahip olanlar için kirpikler için kozmetik ürünler kullanmak neredeyse kaçınılmaz durumda. Buna karşılık acaba, kozmetik ürünler o kadar da masum mu?

Her şeyden önce hangi makyaj olursa olsun temizlenmeden yatağa girilmemelidir. Söz konusu olan organımız göz ise ve kirpikler de göz bağlı yapılarsa, buna paralel olarak göz sağlığının sağlanması açısından kirpik temizliğine riayet edilmelidir.

Kozmetik ürünler vücut yabancı hükmündeki malzemelerdir. Vücut için yabacı olan maddeler vücutta kaldıkları sürece reddedilerek dışarı atılmaya çalışılırlar. Fakat, bu durumda ısrarcı tutum takınılması çerçevesinde çeşitli göz hastalıkları peyda edecektir. Bunların en başında ise kirpik dibindeki yağ bezelerinin tıkanmasına bağlı olarak arpacık ya da it dirseği yada bilimsel tabiri ile Hordoleum, kirpik dibi iltihabı adı verilen Blefarit yada kirpik dökülmesi hastalıklarına davetiye çıkarılmış olur. bu koşullar hiç şüphesiz göz ağrısına yada göz kanlanmasına neden olurlar.

Kirli eller ile gözlerin ovuşturulması ya da kozmetik ürünlerle yapılan her bakım mekanik bir travmadır. Bilhassa rimel kullanımının her uygulaması kirpiklere ekstra travma demektir. Bu nedenle birinci olarak üründen önce uygulama teknikleri konusunda özen gösterilmesi gerekir. Kirpiklere çok nazik davranılmalı onları yumuşak hareketlerle boyanmalıdır. Kullanılan rimelin kalitesi çok önemlidir. Kalitesiz rimeller ekonomik olabilir, lakin kirpiklerinize verdiği zararları telafi edebilmek bir hayli zamanınızı alabilir.

Nemlendirici rimeller kullanmak çok önemlidir. özellikle bilinen marka rimeller kullanılmalıdır. Refil denilen tekrar doldurulabilen rimeller bulunmaktadır. Bu tip doldurulan rimeller makyaj uzmanı tarafından tavsiye edilmiyor. Çünkü rimellerin belli bir ömrü vardır. Bu kullanım süresi dolduktan sonra rimeller yavaş yavaş kurumaya başlar. Rimeliniz sizi kesinlikle üzmemeli aksine mutlu etmeli. Çünkü rimelinizin bu davranışı size kendi kullanım süresinin bittiğini ifade etmektedir. Bu da kirpiklerinizin sağlığı açısından iyi bir durumdur.

KOZMETİK Mİ DOОAL ÜRÜNLER Mİ?
Tüm bedenin sağlık ve şifası açısından doğal ürünler tercih edilmelidir. Bu konuda özellikle uzmanlaşmış firmalar çeşitli bitkilerden çeşitli doğal yağlar elde etmektedirler. Hatta bu şifalı bitkiler ve yağları ile ilgili üniversitede kürsüler dahi kurulmuştur.

Kirpik bakımında bitkisel ürünlerin tercih edilmesi gibi kozmetik ürünlerinde tercih edilmesi normaldir. TSE belgeli bitkisel yağlar içeren ürünleri rahatlıkla kullanabiliriz.Zeytinyağı, badem yağı, kakao yağıları bunun yanı sıra raflarda bulunan kozmetik ürünleri de bulunmaktadır. Bunlar serum ve krem şeklinde satılmaktadır. Bu ürünler belli bilinen marka ürünleri ise, yurt dışından geliyorsa CEE belgeleri varsa rahatlıkla kullanılabilir.

İshali Ne Geçirir

Mart 24, 2011

İshal, yaygın olarak görülen bir hastalıktır. Ortalama bir erişkin, yılda yaklaşık 4 kere ishal geçirir. Genelde kendiliğinden ve ek bir önlem almaya gerek olmadan düzelen ishal, bazı ciddi hastalıkların habercisi olabileceği gibi uzaması durumunda, özellikle çocuklarda tehlike yaratan tablolara da neden olabilir. Karın ağrıları ve kramplar, gaz, bulantı ve sürekli sıkışma hissi ile gelen ishal ile ilgili olarak öğrenmek isteyeceğiniz her şeyi Prof. Dr. Yavuz Baykal’dan dinliyoruz.

İSHAL NEDİR?
İshal, ya da tıbbi adlandırmasıyla diyare, günde üç seferden fazla, sulu ve gevşek dışkılama halidir. Oldukça yaygın karşılaşılan bir sorundur. Genellikle özel bir bakım veya tedavi gerektirmeden bir veya birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. Ancak uzamış ishal, başka sorunların göstergesi olabilir.

İshal vücudun işlevlerini normal olarak sürdürmesi için gerekli sıvıların eksilmesi anlamına gelen dehidratasyona yol açabilir. Dehidratasyon özellikle çocuk ve yaşlılarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilecek, acilen tedavisi gereken tehlikeli bir durumdur.
İshale her yaşta rastlanabilir. Ortalama bir erişkin yılda yaklaşık 4 kere ishal olur.

İSHALE NEDEN OLAN DURUMLAR
İshal bakteriyel enfeksiyon gibi geçici bir durum veya bağırsak hastalığı gibi süregelen bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıkabilir. İshalin en sık gözlenen nedenleri şunlardır:

 Su ve gıdalarla alınan bağırsağın mikrobik hastalıkları,
 Süt ve süt ürünlerin gibi gıdalara tahammülsüzlük,
 Parazitler,
 Müshil kullanımı,
 İlaca bağlı yan etkiler,
 İnflamatuar bağırsak hastalığı gibi barsak yapısını bozan hastalıklar,
 İrritabl bağırsak hastalığı gibi barsak işlevini bozan hastalıklar.

İSHALİN BELİRTİLERİ
Karın ağrıları ve krampları, gaz, bulantı ve sürekli sıkışma hissi ishale sıklıkla eşlik eden bulgulardır. Nedene bağlı olarak ateş ve kanlı dışkılama da bunlara eklenebilir.
İshal akut veya kronik olarak gözlenebilir. Akut tip 3 haftadan kısa sürer ve nedeni
genellikle mikrobiktir. Kronik durum ishalin 3 haftadan uzun sürmesi ile başlar ve nedeni genellikle bağırsağın kendi hastalıklarıdır.

ÇOCUK İSHALLERİNİN FARKI!
Çocuklar da akut veya kronik ishale yakalanabilirler. Erişkinler için olan ishal nedenleri çocuklar için de geçerlidir. Ancak çocuklarda ortaya çıkan akut ishallerin en sık nedeni rotavirus infeksiyonlarıdır. Rotavirus ishalleri genellikle 5-8 gün içinde iyileşir.
Erişkinlerde kullanılan ishal tedavi edici ilaçların çocuklarda kullanılması sakıncalıdır ve gerekli olursa sadece hekimin önerileri doğrultusunda ve gözetiminde kullanılmalıdır.
İshal yeni doğanlarda ve küçük çocuklarda son derece tehlikeli olabilir. Sadece bir ya da iki gün süren şiddetli bir ishal bile küçük çocuklarda dehidratasyon gelişmesi için yeterlidir. Dehidratasyon küçük bir çocuğu günler içinde öldürebileceğinden çocuklarda ishalin ana tedavisi dehidratasyon, yani yitirilen sıvının yerine konmasıdır.

Aşağıdaki bulgulardan herhangi birisini gözlerseniz, çocuğunuzu derhal muayeneye götürmelisiniz:

 Dışkıda kan veya sümüksü maddeler varsa, dışkının rengi siyahsa,
 38,5 derece veya üstü ateşi varsa,
 24 saat içinde durumunda iyileşme gözlemediyseniz,
 Dehidratasyon bulguları varsa.

DEHİDRATASYON BELİRTİLERİ
Dehidratasyonun genel bulguları susama, idrara gitmenin seyrekleşmesi ve az idrar çıkartma, cilt kuruluğu, halsizlik, sersemlik ve idrar renginde koyulaşma olarak özetlenebilir. Çocuklarda bunlara ek olarak ağızda ve dilde kuruma, ağlarken gözyaşı gelmemesi, 3 saatten uzun süre altını ıslatmama, karında, gözlerde ve yanaklarda çökme, ateş, huzursuzluk ve cilt esnekliğinin kaybı gözlenir. Çocuğunuzda dehidratasyon geliştiğinden kuşkulanıyorsanız, acilen hekime başvurmalısınız. Ciddi dehidratasyon hastanede tedaviyi gerektirebilir.

DOKTORA NE ZAMAN GİTMELİ?
Genellikle zararsız olsa da ishal bazen tehlikeli durumlara yol açabilir ve bazı ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Aşağıdaki durumlarda bir hekime başvurmanız gereklidir:

 İshaliniz üç günden fazla sürdüyse,
 Karnınızda veya makatınızda şiddetli ağrı varsa,
 38,8 derece veya üstü ateşiniz oluyorsa,
 Dışkınızda kan veya katran rengi varsa,
 Dehidratasyon bulgularınız varsa.

Çocuğunuzda ishal varsa hekiminize başvurmakta gecikmemeniz yerinde olur. İshal çocuklarda hızla sıvı kaybına neden olan ve bu kayıp yerine konmazsa ciddi tehlike yaratan bir durumdur.

GEREKLİ TESTLER
Öncelikle tıbbi hikayeniz alındıktan ve fizik muayeneniz yapıldıktan sonra hekiminiz durumunuza göre aşağıdaki testlerden bir veya birkaç tanesini yaptırmanızı isteyebilir:

Dışkı kültürü ile bakteri ve parazit gibi infeksiyon etkenlerinin aranması,
Bazı hastalıkları dışlamak için kan testleri,
Gıda tahammülsüzlüğünü ortaya koymak için açlık testi,
Bağırsaklarınızın bir bölümünü doğrudan gözle incelemek için sigmoidoskopi veya kolonoskopi gibi endoskopik muayeneler.

İSHALİN TEDAVİSİ
Çoğu hastada yitirilen sıvının yerine konması yeterli tedavidir. Bazı durumlarda ishali durdurucu ilaçların kullanılması gerekebilir. Ancak bir enfeksiyona ya da parazite bağlı ishallerde ishali durdurucu ilaçları kullanmak, organizmaların barsak içinde kalmasına neden olarak sorunu derinleştirmekten başka bir işe yaramaz. Bu durumlarda hekimler genellikle bu organizmalara karşı etkili antibiyotikleri reçete ederler. Viral nedenlere bağlı ishaller virüsün tipine ve klinik tablonun ağırlığına göre genellikle kendi seyrine bırakılırlar veya destekleyici ilaçlar kullanılır.

DEHİDRATASYON NASIL ÖNLENİR?
Vücut aşırı miktarda sıvı ve elektrolit (sodyum ve potasyum) kaybedildiğinde dehidratasyon ortaya çıkar. İshal sırasında yitirilen sıvı ve elektrolitler zaman yitirmeden uygun şekilde yerine konmalıdır. Aksi takdirde, vücut normal işlevlerini sürdüremez.

Dehidratasyonun önlenmesinde su hayati öneme sahiptir. Ancak içme suyu elektrolit içermez. Elektrolitleri yerine koymak için tuz (sodyum) içeren çorbalar ve potasyum içeren meyve suları, yumuşak meyveler ve sebzeler alınmalıdır.

Çocuklarda hekimler tarafından önerilen özel rehidratasyon sıvıları kullanılmaktadır.
İshal geçene kadar süt ürünlerinden, yüksek miktarda yağ ve lif içeren besinlerden ve çok şekerli yiyeceklerden uzak durmak gerekir, çünkü bu tür besinler ishali artırır.

İSHAL İLE İLGİLİ ÖNEMLİ BİLGİLER
İshal genellikle kendi kendine iyileşen, yaygın bir hastalıktır.

İshal kişiyi dehidratasyona sokarsa tehlikeli bir durum haline gelir.
Hastalığın sık karşılaşılan nedenleri virüs, bakteri ve parazit infeksiyonları; gıda tahammülsüzlüğü; ilaç reaksiyonları; barsak hastalıkları ve barsak işlev bozukluklarıdır.
Tedavisinde kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin yerine konması esastır. Sorunun nedenine yönelik olarak kişinin ishal durdurucu ilaçları veya antibiyotikleri kullanması gerekebilir. Çocuklarda kaybedilen sıvı ve elektrolitleri yerine koymak için özel rehidratasyon sıvılarını kullanmak gerekli olabilir.
İshalli kişinin şiddetli karın veya makat ağrısı varsa, ateşi 38,8 derecenin üzerinde ise, dışkıda kan veya katran rengi varsa, dehidratasyon bulguları oturmaya başladıysa, süresi üç günü aştıysa hekime başvurmak gereklidir.

TURİST İSHALİ NEDİR?
Turist ishali, seyahat edilen bölgede tüketilen yiyecek ve içeceklerdeki mikroorganizmaların neden olduğu bir ishal durumudur. Bunu önlemek için seyahat edilen bölgede musluk suları içmek ve diş fırçalamak için kullanılmamalı, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri tüketilmemeli, çiğ sebze ve meyve (soyulmadan), et ve deniz ürünleri yenmemelidir. Şişelenmiş sular ve çay, kahve gibi sıcak içecekler güvenle tüketilebilir.

Categories: İshal Tedavisi

Çocuklarda İshal

Mart 20, 2011

İshal Nedir ?
İshal kısaca sulu dışkı yapmak demektir. İshal genellikle aniden başlar ve dışkı sayısında artma ( günde 3 kezden fazla ) ile kendini gösterir. Çocukluk çağında en sık 0-5 yaş döneminde ishal görülür.

Çünkü Kusma ve ishal Akut Gastroenterit adı verilen aynı hastalığın bulgularıdır. İshali olan çocukların hemen hepsinde kusmada olur ve bazen Akut Gastroenterit’in tek bulgusu olabilir.

Çocukluk çağında ishal yaz aylarında daha sık görülür ve genellikle mide ve barsakları etkileyen enfeksiyöz ajanlar (mikroplar) ile meydana gelir. İshal vakalarının çoğundan virus adını verdiğimiz mikroplar sorumludur. Viruslara bağlı ishal ani başlar, ishalle birlikte kramp şeklinde karın ağrısı, iştahsızlık kusma ve hafif ateş görülür. Bu tür ishaller 3-6 gün içinde kendiliğinden düzelirler ve ishal süresince çocuklar kendilerini kötü hissederler.

Genel olarak şiddetli ishali olan, kanlı ishal yapan ve yüksek ateşi olan çocukların ishalleri daha önemlidir. Bu gibi ishaller E. Coli, Salmonella, Şigella gibi antibiotik tedavisi gerektiren ishallerdir ve bu durumda hasta en kısa zamanda bir çocuk hekimi tarafından görülmesi gereklidir. 6 aydan küçük çocuklarda görülen her türlü ishal önemlidir ve bu çocuk en kısa sürede hekim tarafından görülmelidir.

İshalli çocuklar dışkı yoluyla su ve elektrolit kaybederler. Eğer ağızdan verilen sıvılarla çocuğun kayıpları karşılanamazsa ‘kırık testi’ misali çocuğun vucudundaki sıvı boşalır. Bu duruma dehidratasyon adı verilir. İshaldeki en büyük tehlike sıvı kaybıdır. İshal olan çocuğun gözleri ve bıngıldağı çöker, dudakları ve ağzı kurur, daha seyrek ve koyu idrar yapmaya başlar, ağlarken gözyaşı akmaz ve uykuya eğilimi olmaya başlarsa önemli derecede sıvı açığı var demektir. Bu durumdaki çocukların acilen hekime götürülmesi gerekir. Bunların dışında dışkısında kan olan, sık kusan, karın ağrısı ve yüksek ateşi olan çocukların da kısa sürede hekime götürülmeleri gerekir.

Tedavi
İshal tedavisinde üç önemli ilke vardır: Birincisi , ishalle kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin mümkünse ağız yoluyla geri konması, ikincisi, beslenmenin sürdürülmesi, üçüncüsü ise zamanında hekime götürülmesidir. Çocuklarda görülen ishal vakalarının büyük çoğunluğu hafif – orta derecede ishal vakalarıdır ve bu çocuklar evde tedavi edilebilir. Hafif ishal vakalarında ishale rağmen çocuk iyi görünür, inatçı kusma ve ateş yoktur. Bu durumda daha sık normal su verilmesi, anne sütü veya mamaya devam edilmesi ve çocuğun susuzluk bulguları bakımından izlenmesi yeterlidir. Orta derecedeki ishal vakalarında çocuklar huzursuzdur ve çok susarlar. Bu durumdaki 6 aylıktan büyükse evde ishal paketleri kullanılarak tedavi edilebilirler. Daha önce bahsedilen susuzluk belirtileri olan çocukların ise doktora götürülmesi gerekir.

Çocukluk çağında görülen ishal vakalarının büyük çoğunluğu virüslere bağlıdır ve 3-6 gün içinde kendiliğinden düzelir. Antibiyotikler virüsleri öldürmediğinden ishal vakalarının çoğunda antibiyotik kullanmaya ihtiyaç yoktur. İçinde kan ve mukus olan, yüksek ateş ve şiddetli karın ağrısı ile giden ishal vakalarında antibiyotik gerekebilir. Doktora danışmadan antibiyotik kullanılmamalıdır.

Genel olarak ishalli çocuklara herhangi bir ishal kesici ilacın verilmesine gerek yoktur. Bu ilaçların ishalin kesilmesine katkısı olmadığı gibi, bazen ciddi zararlara yol açmaktadır. Benzer gerekçelerle kusma önleyici ilaçlar da kullanılmamalıdır.

Evde Sıvı Tedavisi
Son 20 yılda ishal tedavisindeki en önemli ilerleme şeker ve tuz içeren sıvılar ile evde ishal tedavisinin mümkün olmasıdır. Bunun için eczanelerden ve sağlık ocaklarından “ishal için şeker – tuz paketi “ alınmalıdır. Bu paketlerden bir tanesi 1 litre temiz suya eklenmeli ve karıştırılmalıdır. Bu şekilde ishalle kaybedilen sıvıları yerine koymak için uygun bir sıvı elde edilmiş olur. Genel olarak sıvı kaybı olmayan ishalli çocuklara her dışkı başına 10 ml /kg bu sıvıdan verilebilir. Hafif derecede sıvı kaybı varsa 50 ml / kg sıvı 4 saatte verilir. Gözlerde çöküklük, ağız kuruluğu olan orta derecede sıvı kaybı olan çocukların tedavi planının bir sağlık merkezinde yapılması daha uygundur.

Evde ishal tedavisi için sıvı hazırlanırken hazır paketlerin kullanılmasına dikkat edilmelidir. Bu şekilde hazırlanan sıvıları çocukların bazısı sevmeyebilir. Bununla birlikte sıvı kaybı olan çocukların tatsız olmasına rağmen ishal sıvılarını içtiği gözlenmiştir. Sık kusan çocuklara her 1-2 dakikada 1 çay kaşığı (5 ml. ) olacak şekilde sıvı verilebilir. Genellikle sıvı ve elektrolit ihtiyacı karşılanan çocukların kusması bir süre sonra düzelir.

Diyet
Daha önce belirtildiği gibi ishal tedavisinde en önemli ilke beslenmenin sürdürülmesidir. İdeali çocuk ishal olmadan önceki beslenme düzeninin sürdürülmesidir. Bu nedenle anne sütü alanlar anne sütüne, inek sütü veya mama alanların bu besinler verilmeye devam edilmelidir. Bununla birlikte ishal sırasında verilebilecek en uygun besinler pirinç, patates, ekmek, yağsız et, yoğurt, sebze ve meyvelerdir. Yağlı besinler, çay, meyve suyu, kola gibi çok şeker içeren içeceklerden sakınılmalıdır. Eski inanışın tersine ishal sırasında çocukları aç bırakmak yanlış ve zararlı bir uygulama olduğu unutulmamalıdır.

Hazırlayan:Prof. Dr. Şükrü Hatun
Kocaeli Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı – Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı

Categories: İshal Çeşitleri

ishal için tuzlu şekerli su hazırlanışı

Mart 17, 2011

İshal, en sık 0-5 yaş grubunda rastlanan ve özellikle ilk 2 yaştaki ölüm nedenlerinin başında gelen bir hastalıktır. Büyük çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere dünyada her yıl ishalden 4-5 milyon çocuğun yaşamını kaybettiği bilinmektedir. Günde üç kereden fazla sayıda sulu dışkılama, ishal olarak kabul edilir.
Yalnızca sık dışkılama, kıvam bozuk değilse ishal sayılmaz. İshalde (diyare), bağırsak hareketlerinin artması, su ve mineral emilimin azalması ve/veya bağırsaklara vücuttan su ve mineral salgılanmasının artması sonucu dışkı miktarı fazlalaşır. Günlük dışkı sayısı artar veya dışkı kıvamı bozularak yumuşak, sulu bir görünüm alır. Özellikle küçük bebeklerde beslenme şekline göre dışkılama sayısı değişir.

Örneğin yenidoğan döneminde günde 3-5 kez dışkılama normaldir. Bu sayı geçiş kakası döneminde (3-15. günlere arası) günde 8-10’u bulabilir. Bundan sonraki dönemde, ilk yaşın sonuna kadar, dışkı sayısı genellikle günde 2-3’tür. Ancak özellikle anne sütü ile beslenen normal bebeklerde günlük dışkı sayısı 7’ye varabilir. Dışkının miktarı esas alınarak, ishal tanımı daha objektif kriterlere dayandırılabilir. Günlük dışkı miktarının süt çocuğunda 10g/kg/gün, daha büyük çocukta ise 200mg/kg/gün üzerine çıkması ishal
kabul edilir.
Yenidoğan ve süt çocuklarında ileri yaşlara kıyasla ishal daha kolaylıkla oluşur. Ve daha ağır bir gidiş gösterir. Bu durum, ilk aylardaki çocukların besi bileşimindeki değişikliklere kolay uyum gösterememeleri,
ayrıca ishal yapabilen birçok patojen organizmalara henüz bağışıklık kazanmamış olmaları ile
açıklanır. Bu yaşta ishal ile birlikte hemen daima kusmalar görülür. Bu da çocuğun durumunu ağırlaştırır.
Küçük bebeklerde su ve tuz dengesi iyi korunamaz, aşırı kayıpla ani sıvı kaybı(dehidratasyon) hızla gelişir.
İshallerin sıklığı ve nedenleri toplumun sağlık koşullarına göre farklılık gösterir. Ülkemizde enfeksiyonlar
ishallere yol açan nedenlerin başında gelir. Evlerin akarsu, uygun tuvalet drenajı gibi hijyenik koşullardan yoksun olması, yemeklerin hazırlanışında temizlik kurallarına dikkat edilmemesi, çocuğa bakan kişilerin kişisel hijyen bilgisinden yoksun oluşu enfeksiyöz ishallerin oluşmasını kolaylaştıran risk faktörleridir. Diğer bir risk faktörü,dengesiz beslenmedir. Dengesiz beslenmeye en sık diyette karbonhidrat fazlalığı olarak rastlanır

Genellikle ilk yaşta unlular veya fazla sulandırılmış, nişasta ve şeker ilave edilmiş sütten oluşan beslenme
şekli, protein-enerji azlığına yol açtığı gibi bağırsaklarda fermantasyonu ve sulu dışkılara eğilimi de
arttırır. Yanlış beslenme uygulanan çocukların anneleri, genellikle yeterli bilgi alamadıkları için, verilen
besinin temizliğine de dikkat etmezler ve bu çocuklarda barsak enfeksiyonları çok görülür.
Yedi güne kadar iyileşen ishaller ani, 14 güne kadar uzayan ishaller inatçı, 14 günden uzun süren veya
yinelenen ishaller kronik ishal olarak değerlendirilir. Her üç tip ishalin yaklaşım ve tedavisi farklı
olduğundan bu ayrımların bilinmesi faydalıdır.

Ani ishal: Çocukta dışkı sayısı ve miktarının artmasıdır. Bu ishallerin büyük bir kısmı mikrobik nedenlerden
dolayı meydana gelir. Başta virüsler olmak üzere bakteriler ve parazitler ani ishale sebep olabilirler.
Gelişmiş ülkelerde ani ishale daha çok virüsler neden olmakla birlikte, diğer ülkelerde bakteri ve parazitlere bağlı ishaller ağırlıklıdır. Boğaz, kulak, idrar yolu enfeksiyonlarında ve zatürre gibi ağır hastalıklar sırasında da ani ishal görülebilmektedir. Enzim eksikliklerine ve beslenmeye bağlı ishaller ani
başlayabilmekle birlikte, esasta kronik ishale neden olurlar. İshal ile birlikte çoğunlukla kusma, karın ağrısı, ateş görülmekle beraber,bu bulgular her zaman ishale eşlik etmeyebilir. Ani ishallerde ölümlerin başlıca nedeni, hayatın devamı için gerekli olan su ve minerallerin vücuttan çok fazla kaybedilmesidir.
Ani ishalde çocuklar ne kadar su ve tuz kaybeder?
1. Hafif sıvı kaybı: Çocuk canlı, aktif, sıvı alımı normal, gözler çökük değil, gözyaşı mevcut, ağız ve dil nemli, cilt gerginliği azalmamış. Vücut ağırlığının % 5’inden daha azını kaybetmiş.

2. Orta derecede sıvı kaybı: Çocuk huzursuz, şiddetli sıvı alma ihtiyacında. Gözler içeri çökmüş, gözyaşı yok, ağız ve dil kuru, çekilip bırakılınca, cilt eski haline zorlukla geliyor. Vücut ağırlığının % 5-10 arası sıvı kaybetmiş.

3. Ağır sıvı kaybı: Çocuk dalgın, sorulara cevap vermiyor, sıvı ve su içemiyor, çekilip bırakılınca cilt eski haline çok zorlukla geliyor. Şok bulguları (tansiyonu düşük, el ve ayakları soğuk, soluk görünüyor) var.Vücut ağırlığının % 10’undan daha fazla su kaybetmiş.

Evde, hafif sıvı kaybında ne yapabilirsiniz;
Hazır tuzlu sudan (oral rehidtratasyon sıvısı) bebeğinize içiriniz. Hazır tuzlu su, eczanelerde bulunmaktadır ve çok ucuzdur. Bu sıvı, çocuğa, kusturmamak kaydıyla, aldığı kadar verilebilir. Bebeğiniz anne sütü alıyorsa, emzirmeye devam ediniz.. Mama ile besleniyorsa, mamalarını ishal mamalarıyla değiştirebilirsiniz. Bebeğiniz 6 aydan büyükse ek gıdalarını kesmeyiniz, ancak yüksek şeker içerikleri nedeniyle meyve sularını vermeyiniz.
Ne zaman doktorunuzu aramalısınız?
1. Çocuğunuz ağızdan alabildiği sıvıdan daha fazlasını, kusma veya ishal yoluyla kaybediyorsa (Bebeğiniz aşırı huysuz ve huzursuzdur.
Ağlarken gözyaşı dökemez ve gözleri içeri çöker, dil ve duda kları kurur. Su kaybı yüzünden bıngıldağı içeri çöker, idrarı azalır ve koyu renkli gelir.)

2. Çocukta şok bulguları varsa: Çocuk dalgın, sorulara cevap vermiyor, beslenmeyi ve ağızdan sıvı almayı reddediyor, tansiyonu düşük, el ve ayakları soğuk, soluk görünüyorsa, Soluk alıp verişi ve nabzı hızlıysa, karın derisi çekilip bırakılınca eski haline hemen dönemiyorsa

3. Kanlı ishali varsa,

4. Yüksek ateşle seyrediyorsa ve ishal ve kusma günde 10’dan fazlaysa hemen çocuk doktorunuzu arayınız ve çocuğunuzu muayene etmesini sağlayınız.

İshalden korunma
_ Temiz olduğuna inandığınız suları içirin. Eğer su konusunda emin değilseniz, suyu en az 10 dakika kaynatın ve oda sıcaklığına geldikten sonra içirin.

_ Bebeğinizin sildiğiniz ya da banyo ettirdiğiniz suların temiz olup olmadığına dikkat edin. Eğer emin değilseniz, suyu en az 10 dakika kaynatın ve ılıdıktan sonra kullanın.

_ Çocuğunuza yalnızca pastörize süt ve şişelenmiş meyve suyu verin. Ya da, normal sütü kaynama noktasına geldikten sonra 5-10 dakika daha kaynatın ve soğuduktan sonra içirin.

_ Taze meyve ve sebzeleri yıkamadan yedirmeyin.

_ Et, balık ve deniz ürünlerini iyice pişirin.

_ Peynir, yoğurt, dondurma gibi ürünlerin pastörize sütten yapıldığına emin olun.

_ Sokaktan yiyecek almamaya dikkat edin.

_ Yemek yemeden önce ve tuvaletten çıktıktan sonra ellerini yıkamasına özen gösterin.

_ Kendiniz tuvaletten çıktıktan sonra ve bebeğinizin altını değiştirdikten sonra ellerinizi iyice
yıkayın.

Tedavi
Tedavinin esası, kusma ve ishal yoluyla kaybedilen sıvı ve tuzların,ağız yoluyla hastaya verilmesidir.
İshali olan çocuğun sıvı ihtiyacı artacağından ağızdan bol miktarda sıvı verilmelidir. Anne sütü alan bebeğe anne sütü verilmeye devam edilmelidir.
Son tıbbi verilere göre; ishalli çocuğa, yiyebildiği her şey verilmeli fakat özellikle yağlı yiyeceklerden kaçınarak sulu gıda ağırlıklı beslenme sağlanmalıdır.
Doktorunuz bebeğinizi muayene ettikten sonra, ağızdan sıvı tedavisini sağlayan tuzlu şekerli tor poşetlerini kullanmanızı önerecek ve tarif edecektir.
Ayrıca mikrop öldürücü toz ilaçlardan verir.
Ağız yoluyla gerektiği kadar sıvı verilemiyorsa, o zaman damar yoluyla aynı tedavi verilir. Bu ise çocuklarda, hastaneye yatma anlamına gelir.
Çocukluk döneminde ishal kesici ilaçların kullanılması doğru değildir.
Çünkü bu ilaçların bebeklerde kullanımı bağırsakların çalışmasını engelleyerek ishali durdurabiliyor.
Bu durum bağırsaklardaki sıvıları durgunlaştırarak enfeksiyona yol açan bakteri ve virüslerin kana
karışmasına neden olur. Kana karışan bakteri ve virüsler çok daha ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

İshalli bebekte beslenme
İshal olan bebeklerde genellikle kusma da görülür. Kusma ve ishal nedeniyle su ve tuz kaybeden bebek
yorgun düşer ve halsizleşir. Bu yüzden çoğunlukla beslenmeyi reddeder. Böylesi bir durumda eczanelerde bulunan tuz-şeker karışımı elektrolit çözeltilerden kullanmanız faydalı olabilir. Kullanılan bu çözeltilerin tatları bebeklerin pek hoşuna gitmediği için mide bulantısına
ve ardından tekrar kusmalara neden olabilir. Bu nedenle çözeltinin 2-3 dakikada bir 1-2 tatlı kaşığı
verilmesi gerekiyor.
Bu dönemde bebeğin beslenmesindeki ana kural su ve tuz kaybının yerine konması. Bu kaybı önlemek
için ishal döneminde bebeğinize bol miktarda su içirmelisiniz. Ancak bu yeterli gelmeyebilir. Böyle zamanlarda çay ikinci alternatif olarak görülse de idrarla sıvı kaybını artırdığı için bebeğe çay içirmek pek
uygun bulunmuyor.

Categories: İshal Tedavisi

İshal Durumunda Yapılması Gerekenler

Mart 14, 2011

Eller sık sık, bol su ile iyice yıkanmalıdır.

o İçme suyunun temiz olmasına dikkat edilmelidir.

o Susuzluk belirtileri olmasa da su ve sulu besinler her zamankinden daha fazla tüketilmelidir.

o Sebze ve meyveler bol ve temiz su ile iyice yıkanmalıdır. Gerekirse bir süre sirkeli suda bekletilmelidir.

o Besinlerin taze hazırlanmasına, açıkta ve sıcakta bırakılmamasına, sinek ve haşereden korunmasına dikkat edilmelidir.

o Kesinlikle aç kalınmamalıdır, ishal süresince beslenmeye devam edilmelidir.

o Kusma ve bulantıyı önlemek adına sık sık, azar azar beslenilmelidir.

o 3 ana, 3 ara öğün olmak üzere günde 6 öğün beslenilmelidir.

o İshal kesildikten sonra iki hafta süre ile her gün bir öğün fazladan tüketilmelidir.

o Yağsız pilav, pirinç lapası, yayla çorba, yoğurt, tuzlu ayran, açık çay, taze sıkılmış meyve suları (elma, şeftali, muz, kızılcık v.b.), kabuksuz elma, şeftali, muz, haşlanmış patates, havuç püre, koruk suyu tüketilebilir.

o Bu süreç içerisinde kuru baklagiller, çiğ sebze – meyveler, kepekli tahıllar, yağlı ve şekerli, fazla baharatlı besinler tüketilmemelidir.

o Dışkı sayısı çok ise (10’dan fazla), dışkıda kan varsa, ateş 38.5°C üzerinde ise, aşırı kusma varsa, ishal bir haftadan uzun sürmüşse mutlaka sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Categories: İshal Belirtileri

Bahara geçişte ishaller artıyor

Mart 13, 2011

Sakarya Kadın ve Çocuk Hastanesi Enfeksiyon uzmanı Aziz Öğütlü, mevsim itibarıyla ilkbahara geçiş döneminde ishal vakalarında artış yaşandığını, bu şikâyetle hastaneye başvuruların arttığını belirtti.

Öğütlü, bebek ve çocuklarda günde 5 kereden fazla sulu dışkılamanın ishal sayıldığını, hastalığın kusma ile beraber seyredebileceğini ifade etti.  Bakteri, virüs ve parazitler tarafından oluşan enfeksiyonlar, beslenme hataları, aşırı antibiyotik kullanımı, hijyenik olmayan ortam, bebek ve çocukların araç ve gereçlerinin temiz tutulmamasının ishalin başlıca nedenleri olduğunu kaydeden Öğütlü, “Bebeklerin sık olarak sulu dışkılaması ve tekrarlayan kusma, dışkılarında kan olması ishalin tehlikeli bir hal aldığını gösterir.” dedi. Öğütlü şu uyarılarda bulundu: “İshalle birlikte bebek ve çocuklarda önemli ölçüde su, tuz ve mineral kaybı yaşanır. 0-6 yaş grubu çocukların vücutlarında daha çok su olduğundan, su kaybı çok tehlikeli bir hal alabiliyor.

Categories: İshalden Korunmak

İshal Nedenleri

Mart 10, 2011

Genellikle, yemek yediğiniz zaman, tükettiğiniz yiyecek sindirim işlemi boyunca sıvı şekliyle kalır. Tipik bir şekilde, sıvılar kolonunuzda emilir ve o sırada kalan sıvı dışkının içinde şekillenir. Ama, sıvılar kolonunuzdan öylesine hızlıca geçerken emilim şansları olmadığında ishal meydana gelir; bu yüzden dışkı katılaşamaz. Peki, ishalin nedenleri ve tetikleyicileri nelerdir?

Mide üşütmesi diye de adlandırılan viral gastroenterit ishalin en yaygın nedenidir. Bu kendiliğinden temizlenen viral enfeksiyondur ve antibiyotikler genellikle bu durumda etkisiz kalır. Diğer viral enfeksiyonlar rota virüs, norwalk virüs, sitomegalovirüs ve viral hepatit içerir.

Gıda zehirlenmesi de ishalin nedenlerinden biri olabilir. Yabancı ülkelere seyahat eden insanlar, parazit, virüs ve bakteri bulaşmış su ya da yiyecek tüketerek meydana gelen gezgin ishaline yakalanabilirler. Buna yol açabilecek en yaygın bakterilerden bazıları, Koli Basili, Campylobacter, Salmonella, Şigelladır.

Magnezyum, kemoterapi, kan basıncı ilaçları ve laksatifler (müshil) gibi ishalin sebepleri olabilecek bazı ilaçlar da vardır. Laktoz intoleransı gibi malabsorbsiyon sendromları suçlu olabilir. Bu nedenle, düzenli olarak ishal olduğunuzu fark ettiyseniz yediğinize özen göstermeniz önemlidir. Bazen, ne tükettiğinizi takip etmenize yardımcı olsun diye, doktorlar size bir yiyecek günlüğü tutmanızı önerecektir.

Bazı zamanlarda, ishalin nedeni bilinmez. Bazen yalnızca bir kaç gün sürer ve kendiliğinden geçer.

Eğer ishal hızla başlıyorsa, o zaman ishal hali parazittik, viral ya da bakteriyel bir enfeksiyona bağlanır. Ama, devam ederse, kronik ishal olarak tanımlanabilir ve inflamatuvar bağırsak hastalığı, kolit , Crohn hastalığı, çölyak hastalığı ve rahatsız edici bağırsak sendromu (IBS) gibi rahatsızlıklar yüzünden meydana gelebilir.

Keskin ve bağırsak hareketlenmesiyle rahatılmayan mide kramplarınız olduğunu anladıysanız, o zaman ishalin nedenlerini araştırmak için bir doktora gitmeyi düşünmelisiniz. Buna ek olarak, ishalle birlikte yüksek ateşiniz varsa ya da oturduğunuzda ya da kalktığınızda baş dönmesi hissediyorsanız bir uzmanla iletişime geçmelisiniz.

Ciddi durumlarda, ishal dezhidratasyona (su kaybı) yol açabilir. On iki saatten fazla kusan ishalli bir çocuğunuz varsa, yine bir uzmanla iletişime geçmeniz iyi olur.

Categories: İshal Nedenleri

Ahmet Marankinin ishal için önerdiği bitkisel formüller

Mart 7, 2011

İşte Ahmet Maranki’ nin ishal için önerdiği bitkisel formüller:

** İncir ağacının yaprağı kaynatılıp içilmelidir.

** Bir bardak kaynar su içerisine, 10 gr biberiye konulup, 10 dakika bekletilmelidir. Daha sonra günde 2-3 kez içilmelidir.

** Bir bardak kaynar su içerisine, 4-5 gram karanfil kökü konularak 5-10 dakika boyunca kaynatılmalıdır. Daha sonra hazırlanan bun çaydan günde 2-3 bardak içilmelidir.

** Bir bardak kaynar su içerisine, 2 gram köpek dili kökü konulur. Soğuduktan sonra günde 3 kez 1 er tatlı kaşığı içilir. (fazla içmeyin tehlikeli olabilir)

** 1 bardak suyun içerisine 10-15 gram parça parça edilmiş taze veya kavrulmuş pelit konulur. 10 dakika kaynatılıp içilir.

** Bir bardak kaynar suya, 10 gram funda konularak 10 dakika dinlendirilir. Oluşan karışımdan günde 2-3 bardak içilmelidir.

** Bir bardak kaynar suyu içerisine 10 gram kuşburnu meyvesi konulup 10 dakika boyunca bekletilir. Günde 3-4 kez birer bardak içilir. (Not çayın içine şeker atarsanız karışım işe yaramayabilir.)

** 1 bardak kaynar su içerisine 5-10 gram adaçayı konularak 10 dakika boyunca bekletilir. Bu çaydan günde 2-3 bardak içilir.

(Not: Verdiğimiz bu çayların hiç birinin içine şeker atmayınız, Bilindiği gibi şeker de ishali tetiklemektedir.)